Bekir Aksoy'a

Aşkım İsyandır Benim
Yanarım; öyle bakma yüzüme yağmur gibi
Dağıt kalbini saran hasret bulutlarını
Damlasın gözlerine sonsuzluk usaresi
Dalgınlık evlerinin en güzel melikesi
Sevemem; tozlu raflar arasına girmeden
Çöllerim kandır benim
Sevemem; karanlığı bir daha devirmeden
Aşkım isyandır benim

Nurullah Genç

Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel

Vazgeçilmezimdin
Yakınlaştıkça kaybolan
bir kente dönüşürdün
Keşfedilmezim olurdun
içinde yolculuk etsem de...
Günahkar mevsimimdin.
Hiç umut yoktu sende
o yüzden vazgeçilmezdin,
vazgeçilmezimdin...

Cezmi Ersöz

Ayrılık
İki rayı gibiyiz
Bir tren yolunun
Yakın olması
Neyi değiştirir
Son istasyonun

Sunay Akın

ÇOK BAŞKA SEVDİM
Başka bambaşka çok başka sevdim seni
Aynanın gerçekliği kadar
Pürüzsüz buğusuz
Güneşin doğuşu gibi
Pussuz dumansız
Kar taneleri uçuşunda
Saf ve narin
Ben seni çok başka sevdim
Bir akşam kızıllığında
Süslenen bulutlar gibi
Kavgamın özü kadarsın bende
Bütün renklerin koyuluğunda sevdim
Ben seni çok başka sevdim
Her yürek çarpışı ritminde
Kışların baharlandığında sevdim
Yağmurun toprağa fısıldayışında
Işığın suyla yaldızlaştığında yakamozunda
Mecnunun her adımında leyla’yı hecelerken
Deryaların bir kaşık suda boğulduğunda sevdim
Ben seni çok başka sevdim
Kuraklıklar matlaşırken sevdim
Kavgamın her sokağında sevdim
Bir savaşçının ardında bıraktığı umudunda
Bir çay bahçesinde yudumlana her bardağın tadında
Ve her annenin kucağında sevdim
Baba tadında
Ben seni çok ama çok başka sevdim


Hadi konuşsana,
bir şeyler söylesene,
hadi bana bir damla yağmurla gelebilsene,
beni bir kar tanesi ile üşütsene………
Hadi, ne düşündüğümü anlarım dersin, anlasana,
Bilsene içimin acıdığını, ne kadar yandığını,
Görsene içimdeki gizli gözyaşlarını,
Hadi sesini duyurabilsene bana……
Sen şiir yazabilirmisin? Ya mektup, benim için? hangi elin yazar döker harfleri satırlara..? Hangi elinden kaleme düşer kalbin? damlatabilirmisin aşkı satırlara? Kokunu doldurabilirmisin zarfa? Ya bakışını, gönderebilirmisin gözlerimi görmeden? ……..
Hadi duysana sesimi,
hani duyardın sana seslenişimi,
çok mu uzaktasın,
çok mu kalabalıklardasın,
o dağlar çok mu yüksek? tırmanılmaz mı?
O denizler çok mi engin aşılmaz mı? …
Beklesem getirir mi seni ayakların bana? istesem verebilirmisin çıkarıp yüreğini?...
Kahretsin..
Yoksun işte……..!
Senin bilmediğin, senden çooook uzaklarda, senin için yaşanmış bir sevdanın tutsağıyım şimdi. Ve ne acı ki biz sevda dağının eteklerine bile varamadan toz olup kaybolup gittik..
Kahretsin
Yoksun işte…….!
Ama;
Bugün- yarın bu yazıyı da okuyacaksın eminim… ve beklide iç geçireceksin…. Yada gözyaşların akacak, sıcak yanaklarından ellerini ıslatacak… biliyorum, beklide elin uzanacak yazmak için ama gururuna mağlup olup susacaksın..!
Beklemek çare değil şimdi bana…. içime düşen ateşten koruyamazsın beni… şimdi yanarken ellerim, yağmurunu yağdıramazsın sen, sonra yağsan da ellerim yanık içinde kalacak, sonra getirince ayakların seni bana, ben acılar içinde olacağım… Hadi şimdi kapat biraz gözlerini dal hülyalara beni düşünme.. Sen bakma böyle söylediklerime, sen genede duyma canhıraş sessiz çığlıklarımı…..
Ben iyiyimmmmmmmm……..! 

 

Seni özlemenin
Ne demek olduğunu sor bana,
Yetmiş iki dilde anlatabilirim
Kitabını yazabilirim sayfalarca.
Yalnızlığın rezilliğini
Kokuşmuşluğunu
Ve çıplaklığını da.
Ama hiç kimse
Kavuşmanın güzelliğini
Sormasın bana / anlatamam.
Ben sana hiç kavuşmadım ki!
Bilmiyorum
Dudakların nasıldır.
Sıcak mı ateş topu kadar,
Yoksa soğuk mu
Buza kesmiş bir bardak su gibi?
Kıvrımlarına,
Kırmızı karanfiller mi tutunmuş,
Küle gizlenmiş kor mu var?
Tenime değdiğinde dudakların
Cemre mi düşer bedenime,
Mızrap değen bir saz teli gibi
Titrer mi yüreğim bilmiyorum.
Ben hiç dudaklarına dokunmadım ki!
Bir kadını sardığında kolların,
Ürkek ceylânlar
Nasıl kurtulur tuzağından?
Dolu yemiş yaprak gibi
Nasıl titrer bir yürek?
Ellerin nasıl okşar bir bedeni,
Goncalar
Nasıl güle döner sıcaklığınla / bilmiyorum.
Hiç sana sarılıp yatmadım ki!
Kısacası:
Tatmadım kavuşmayı / anlatamam.
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim.
Anlatabilirim daldaki kuşa / topraktaki solucana.
Yokluğunda yıllardır
Özlemine dayanmayı öğrendim
Yokluğuna katlanmayı
Aşağılık avunmayı öğrendim nasılsa
Ustası oldum beklemenin
Tükenmek pahasına.
Ama hiç kimse / kavuşmayı,
İki derenin birbirine karışıp
Sarmaş dolaş aktığı yatağın yorgunluğunu
Sormasın bana ,anlatamam.
Çünkü seninle ben,
Ayrı kaynaktan doğmuş
Sularında hasretleri taşıyan
Başka denizlere koşan iki ırmağız.
Birbirimize uzak topraklarda tüketirken yılları
Aynamızda ayrı gökleri yansıtırız.
İşte onun için
İki dere nasıl karışır birbirine
Nasıl sığar iki nehir bir yatağa /bilmiyorum.
Seninle
Hiç aynı yatakta coşmadım ki!
Sen bana /yalnızca
Ve sadece
sensizliği sor
Rezil beklemeyi , özlemeyi sor.
Tanrı şahidimdir
Kurda kuşa
Dağa taşa bile anlatabilirim.
Demem o ki uzaktaki yakınım:
Vuslatlara yabancıyım,
Ama,
Seni özlemenin kitabını yazabilirim

 
Belki şanstı
Belki de kader...
Sen başka yerlerdeydin...
Hayata küskün...İnsanlara küskün...
Ben yıkık dökük sevdalardan çıkmıştım...
Benliğimi kaybetmiş,güvenimi kaybetmiş...
Ve yalnızlığımın üzerine geldin...
Yaşamadığımız aşkı,
Mutluluğu,
Üç günde aşkı,
On günde on yılı yaşadık.
Belki yokluğunda bile seni yaşadım...
Sen hep imkanlar aradın,
Ve kaybolduk...Sonra yeniden bulduk...
İki ayrı bedende,
Tek yürek...Tek nefes olduk...
Her güne benim olduğunu düşünerek başladım...
Ben şanslıydım bir kere...Sen vardın...Daha neydi...
Hep benimle ol,
Benim kal...
Sen istersen eğer,
Pes edersen,
Ayağa kalkamazsan git....
Gidersen de bir gün...
Ben bilmeyeyim gittiğini...
Ellerini...Dudaklarını...
Bende bırak ne olur...
.....Ve sonra yine de,
'.....Bu can sensiz yaşar mı sanıyorsun.'
Diyerek... Hemen dön olmaz mı?
'Yalandı...
Şakaydı...
Gitmem...
Gidemem...'
De...
Diyebilir misin?
SEN, BENDEN HİÇ GİTMEYEBİLİR MİSİN?
 
(bu şiirler MoR_CaDİ nickli dizifilm.com Bekir Aksoy forumu üyesinden Bekir Aksoy'a - şiirler başka şairlere aittir alıntıdır.)

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !